20110829
20110824
20110822
20110809
20110727
20110726
20110725
balkon.
ben en çok allah'la konuşurum. dertlerimi ilk ona anlatırım. üstelik yakın olalım, sesimi iyi duysun diye de üst kattaki balkona çıkıp gökyüzüne bakıyorum. öyle başlıyorum konuşmaya. saatlerce anlatıyorum. beni duyuyor. biliyorum ama cevap vermiyor hiç. üzülüyorum. yine de onu çok seviyorum.
- ben allah olsam herkese cevap verirdim valla.
- ben allah olsam herkese cevap verirdim valla.
20110724
lütfen.
istemiyorum. insanlarla problemim olsun istemiyorum. ya çok saçma. insanım ben. insan anlamayacaksa beni kim anlayacak ki yani. insanlar tarafından üzülmek istemiyorum. ben üzmeyeyim insanları. ne bileyim. tek üzdüğüm şey kapağı açık buzdolabı olsun. süt kutusuyla problemim olsun, ayakkabı çekeceğine sinirleneyim. beni üzen tek şey yırtık cepli montum olsun. lütfen. lütfen. lütfen. lütfen.
- insan insanı üzer mi hiç ya.
- insan insanı üzer mi hiç ya.
20110719
20110710
tebok.
hayat çok mistik. bu akşam üzeri, iki gündür yapmadığım kakamı yapmaya doğru giderken aklıma bi şey geldi. yeni aldığımız tefal elektronik tartı. sıçmadan önce tartıldım, seksenbirnoktadokuz. on kilo sıçıp tartıldım, seksenbirnoktadokuz.
- tefal'e ürün iade başvurusunda buluncam.
- tefal'e ürün iade başvurusunda buluncam.
20110709
yorguş.
başlangıçta 'ben' olduğuna inandığım insanlarla kötü şeyler geçince aramda, onların aslında 'ben' olmadığını düşünmeye başlamam ki ben hiç. beklerim öylece. en büyük savaşları kendimle vermiyor muyum yani. nedir, kendimden de mi vazgeçeyim.
- işten değil güçten değil, iç'ten yorgunum.
- işten değil güçten değil, iç'ten yorgunum.
20110708
kafimge.
ışıkta uyuyamadığımı biliyor muydun. leptopların falan, küçücük sinyal ışıkları oluyor ya. ona bile dayanamıyorum. bana hiç salata yapmamış olmanı yorganın kirli oluşuyla açıklayamazsın ki. sorunum neydi biliyor musun. ben süt içmeden uyumazdım, ama bu sene hiç yatmadan önce süt içmedim.
- 'hatırlat da, haziran'ın sonlarında çocukluğumu yakalım.' ~ ah muhsin ünlü.
- 'hatırlat da, haziran'ın sonlarında çocukluğumu yakalım.' ~ ah muhsin ünlü.
20110707
gökuş.
gökyüzünün mutlulukla bi ilgisi olmalı. bence insanlar yorgun olduğunda iç çekmek yerine gökyüzünü çekse iç'lerine, her şey çok güzel olur. ben hep öyle yaparım. düşünsene, sen hiç ağlayan bi kuş gördün mü ki? bak martılara mesela, hep kahkaha atıyolar. serçeler, hep stopmotion film oyuncuları gibi havalılar. güvercinlerin kafası her daim güzel. çünkü, gökyüzü demek mutluluk demek. huzur demek.
- bi de: 'the moon has nothing to be sad about.' ~ sylvia plath.
- bi de: 'the moon has nothing to be sad about.' ~ sylvia plath.
20110705
bigarib.
yokluğumda; kediler sevdim, şarkılar dinledim, hiç uçurtma uçurmadım, ama salıncağa bindim. fotoğraflar çektim. bikaç şiir yazıp, bolca laflar biriktirdim. aşık oldum. seyahat ettim. bolca otostop çektim. insanlar tanıdım. kuşlar gördüm. yürümedim hiç, uçtum. laflar, anlar biriktirdim. merhaba günlüğüm, ben geldim.
- buralara yazabileceğim kısa cümleler doldu defterler.
20101121
azbuçuk.
bir biz oluruz sokaklarda, kimse olmasın. boşver. parklarını gösterirsin bana. şu köşede şu bu köşede bu. kolkola yürüyelim. boynumda başın. boşver. görmeyiz kimseyi. bir biz oluruz sokaklarda. yürürüz avare. konuşuruz sonra. susarız.
- herkes azbuçuk sarhoş / herkes bir şeyler söylüyor / ama yalnız ikimizin sözcükleri sarmaşdolaş.
- herkes azbuçuk sarhoş / herkes bir şeyler söylüyor / ama yalnız ikimizin sözcükleri sarmaşdolaş.
20101030
ev.
- annem çok sarıldı, kardeşim bana resim yapmış, babam sesimi özlemiş, odama ütü koymuşlar, salondaki şamdan kırılmış, evde çok az su bardağı kalmış, gitarın ince mi telinin akordu bozulmuş, kumandanın pil kapağı kaybolmuş bantlamışlar, kitaplığım tozlanmış, banyo halıları değişmiş, bilgisayar bozulmuş.
20101026
20101018
20101011
teşadüf.
'ben de, ben de' demek yormuyor bazen insanı. bilakis huzur veriyor bana. mamafih bunca mucize düşündürüyor insanı. sürekli melankolik olmak istemiyorum aslında. bilahare bahsedeceğim eğlenceli şeylerden. lakin şimdilik böyle. düşünsene, hukuk okuyorum lan ben. ve yerel bir radyoda haber spikeri olcam. ciddi ve sıkıcı bir adam olmaktan korkuyorum şu günlerde.
- hayat, tesadüflerle ve onlara gülümsemelerle güzel.
- hayat, tesadüflerle ve onlara gülümsemelerle güzel.
20101004
20101002
sus.
sarhoş olunca dünyanın en neşeli ikinci insanı olduğuma dair bahisler açılmıştır. birincisi o an benim yanımda bulunan diğer sarhoş olur muhtemelen. çok konuşuyorum. yine de sustuklarımı söyleyemiyorum sarhoşken de. üzülüyorum.
- söz gümüştür belki ama; susmak altın değildir yine de.
- söz gümüştür belki ama; susmak altın değildir yine de.
20101001
20100930
20100922
20100917
20100916
20100915
labalık.
kalabalıklar içinde birisini seveceğimi -arkadaşça bir sevgiyi kast ediyorum- hissedersem, uzak duruyorum ondan. niye, bilmiyorum. sevdiğimle kalıyorum. kalkıyorum. bir duşa girip rahatlıyorum.
- 'ama kalabalığı, o korkunç, çirkin ve iğrenç kalabalığı hiç suçlamıyorum.'
katılıyorum arkadaş'a.
- 'ama kalabalığı, o korkunç, çirkin ve iğrenç kalabalığı hiç suçlamıyorum.'
katılıyorum arkadaş'a.
20100912
20100902
uyum.
birdenbire ve sessizce birisinin hayatına girmek istiyorum. o hayatın en önemli insanı olmadan. sonra o biri'yle saçma şeyler paylaşmak, bazen de ona şarkı söylemek istiyorum. mükemmel bir uyum yakalamak istiyorum. bu kadar. mesela kolkola yürürken hiç dengemiz bozulmadan. tek başıma yürürken nasılsa. o kolumdayken de öyle yürümek. ya da bir şemsiyenin altında iki kişi hiç sorun yaşamadan yürümek. bunu istiyorum. sadece. hâla.
- 'yapraklarla kovalamaca oynama mevsimi' geldi.
- 'yapraklarla kovalamaca oynama mevsimi' geldi.
20100828
20100825
ğusto.
ilkokul birinci sınıfta yapılan okuma bayramındaki rollerimden birisi de ağustosböceği olmaktı. sazım vardı. sazın telleri yoktu. ve ben pileybek yapıyordum. ama parmaklarımı sapta öyle gerçekçi hareket ettiriyordum ki, tellerin olmadığını fark edemeyen seyirciler programdan sonra gelip beni ve ailemi tebrik etmişti.
- müziğe olan ilgim, hayal gücüm ve ağustosta tembellik yapıp sürekli şarkı söylemem falan hep o okuma bayramına dayanıyor.
- müziğe olan ilgim, hayal gücüm ve ağustosta tembellik yapıp sürekli şarkı söylemem falan hep o okuma bayramına dayanıyor.
20100822
20100818
lütfen.
bıktım artık. cidden. kimse için değil, kendim için yazıyorum ben buraya. edebiyat yapmıyorum. zekice şeyler yazmıyorum. günlük burası sadece. kendime notlar alıyorum. hiçbir kaygım olmadan, içimi döküyorum. olabilecek en basit ve en ilkokul seviyesi cümlelerle. lütfen artık. buraya bakıp, 'çok iyi yazıyorsun kitap çıkar. bok gibi yazıyorsun.' demekten, abuksubuk yargılarda bulunmaktan vazgeçin. lütfen.
- korkmayın, yazar olmak istemiyorum.
- korkmayın, yazar olmak istemiyorum.
20100803
lediye.
genel anlamda, meraklı bir insan sayılmam aslında. ama mesela; filmlerde veya herhangi bi fotoğraf karesinde bankta birisi oturunca, oturanın gövdesinden geriye, gözüken sadece '.... lediyesi' yazısı kalır ya. heh işte öyle anlarda, bank'ın hangi belediyeye olduğunu o kadar çok merak ediyorum ki. yiyip bitiriyor beni bu.
- asla öğrenemeyeceğim şeyleri merak ederim ben hep.
- asla öğrenemeyeceğim şeyleri merak ederim ben hep.
20100731
20100730
20100724
kantör.
geçen gün kontörüm yoktu. ve canım bi arkadaşımla konuşmak istiyordu. mesaj atsam, 'seni özledim lan, bi ara da konuşalım' diye, muhtemelen o da kontörü yokmuş gibi davranacaktı. bu riski göze alamazdım. ben de; 'beni bi ara hemen. kan lâzım. çok acil.' diye mesaj attım. ve üç saniye sonra aradı. başka bir numaradan. çokpiçsinlan. dedi bana. güldük.
- sesindeki heyecanı ve korkuyu duymalıydınız.
- sesindeki heyecanı ve korkuyu duymalıydınız.
20100722
20100716
20100713
20100712
güverüç.
bazen o kadar kötü hissediyorum ki kendimi. hiçbir işe yaramıyormuşum gibi geliyor. kimseye bir faydam yokmuş gibi. sonra aklıma balkondaki güvercinler geliyor. ve kalkıp ekmek atıyorum onlara. bir işe yarıyorum. mutlu oluyorum.
- küçükken güvercinler midemi bulandırırdı. ama bunu zaten söylemiştim.
- küçükken güvercinler midemi bulandırırdı. ama bunu zaten söylemiştim.
20100706
halka.
ben var ya. otuzüçsantilitrelik tenekelerden içecek içerken; açma halkasının ucunu, burnumun dudağımla birleştiği yere dayayıp - kalan kısmını da, üst dudağımla burnumun arasındaki boşluğun hafif çukurumsu yerine oturtup öyle içiyorum. ve bu hissi çok seviyorum. hem de çok. bunun için, açma halkasının elliüç derecelik bir açıyla durması gerekiyor.
- bassız müzik, gazsız kolaya benzer.
- bassız müzik, gazsız kolaya benzer.
20100704
gün.
onbirde uyandım. banyoya girdim. banyoda minik camlar olur ya. o camlar apartman boşluğuna bakar. göt kadar bir yer. oraya bi güvercin sıkışmıştı. çok korkunçtu. güvercin bana tecavüz edecek diye korktum. çünkü çıplaktım. sonra giyinip kapıcıya söyledim. çıkardı. biraz dolaştım. üç tane kitap aldım. katyanın yazı, piç, kaçaklar ve mülteciler. sonra akşam dayımla iki bira içtim. ayaklarım kaşındı. bugün toplam bi bardak su içtim. sekiz defa işedim. bu kadar.
- cumartesi, güzel bir gün olabilir ama. ismi çok uzun.
- cumartesi, güzel bir gün olabilir ama. ismi çok uzun.
20100701
kişot.
dün gece saat üçbuçukta yatağımdan çığlıklar atarak fırlayıp evin içinde koşturmaya başlamışım. duvarları yumrukluyormuşum. ve sürekli bağırıyormuşum. evdekiler tokatlamışlar kendime gelmem için. bütün gece başımda beklemişler. en ufak bir seste yataktan fırlıyormuşum. bilinçaltım donkişot.
- duvarlarla kavga etmişim. donkişot gibi. salon donkişot'u. yumruklamışım. elim çok ağrıyor.
- duvarlarla kavga etmişim. donkişot gibi. salon donkişot'u. yumruklamışım. elim çok ağrıyor.
20100629
doğru.
bence o lafın doğrusu "yaratılanı sevdik yaratandan ötürü." değil. ben asıl, yaratan'ı yaratılanlardan ötürü seviyorum valla. çok iyi insanlar yaratmış lan allah. düşünsenize bi. en sevdiğimiz insanları hep o yaratmış yani.
"ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri de çok severiz" - arkadaş z. özger.
"ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri de çok severiz" - arkadaş z. özger.
20100627
çamaşduş.
çocukluğumdan beri evde çamaşır makinesi çalışırken banyo yapamam ben. hayal gücümün tavan yaptığı bir dönemde, eğer makine çalışırken banyo yaparsam küvetin su akıtma deliğinden makinenin içine kaçacağımı hayal etmiştim çünkü. bu yaşıma geldim, hâlâ kaçacakmışım gibi geliyor. o zaman niye böyle bir şey hayal ettiğimi inanın bilmiyorum.
- hayallerin nedeni bilinmeyince, daha güzeller zaten.
- hayallerin nedeni bilinmeyince, daha güzeller zaten.
20100626
ılgın.
"eğer büyüseydi benimle birlikte, vakti zamanında legolardan yaptıklarım; şimdiye en renklisinden bir gemim, bir akordiyonum, bir terlik fabrikam, bir de neye benzetmeye çalıştığımı hatırlamadığım bir evcil hayvanım olucaktı. bu nedenle gemilere uzaktan bakıyorum, akordiyon çalamıyorum, çulsuzum ve de bir kedim bile yok.
- inilmesin çocukluklara."
.ılgın'ın cümleleri bunlar, ne güzeller di mi.
- inilmesin çocukluklara."
.ılgın'ın cümleleri bunlar, ne güzeller di mi.
20100621
insan.
çünkü; insan bazen o kadar yalnız kalır ki; canı ağlamak istediğinde banyoya girip yüzünü sabunlar. ve öyle ağlar. en kısa şortu ve terlikleriyle bakkala gidip, gazete ve süt alır. eve gelince hiç okumamak üzere bir köşeye atar gazeteleri. içmez. manşetine bile bakmaz. birden bire, 'ben ölürken, kesin bir yerlerde stairway to heaven çalacak. ne güzel.' diye düşünür. sonra bir kahve. daha önce hiç içmediği kadar sert. yanına da kahverengi sesiyle tom waits.
- çünkü, insan bazen o kadar yalnız kalır ki. hiçbir şey anlatamaz. kimsebilmez.
- çünkü, insan bazen o kadar yalnız kalır ki. hiçbir şey anlatamaz. kimsebilmez.
20100617
kahırve.
kahvemi az sütlü, şekersiz severim. ve ne zaman kafe tarzı bir yere gitsem, kahve içerim. aslında ilk tercihim filtre kahve. ama yoksa, neskafe isterim. bilirsiniz, yer ve gökyüzündeki herhangi bir yerde neskafe istediğinizi söylediğinizde otomatik olarak şu soru gelir, 'sütlüsade?' ben de her seferinde, hem de her seferinde ümitle 'azsütlü' diye cevap veririm. 'şey. azsütlü olmuyo bizde. makine yapı..' - 'lan. yine mi. fark etmez o zaman.'
- hayatım boyunca, hiçbir zaman, dışarıda istediğim gibi bir kahve içemedim ben. düşünsenize. nasılbidünyabu.
- hayatım boyunca, hiçbir zaman, dışarıda istediğim gibi bir kahve içemedim ben. düşünsenize. nasılbidünyabu.
20100614
yormuş.
ben var ya; bulunduğum konuma yürüyerek gidilemeyecek kadar çok, dolmuşla gidilemeyecek kadar az uzaklıkta bir yere gitmem gerektiğinde; x`ten y`ye doğru giden dolmuşa biniyorum. sonra da ineceğim yere geldiğimizde parayı uzatıp, 'bu dolmuş x`e gidiyor di mi' diye soruyorum. dolmuşçu 'hayır x`ten geliyoruz biz. yolun karşısından binmen gerek` diyince, ben de 'hee. ineyim ben o zaman' diyip parayı vermeden iniyorum.
- hayır, bunun cimrilikle bi ilgisi yok. her şey biraz yorgun olmakla ilgili.
- hayır, bunun cimrilikle bi ilgisi yok. her şey biraz yorgun olmakla ilgili.
20100613
ne-den-siz.
- nedensiz sevdim sizi.
- beni sevmek senin ne haddine!
- ben de onu diyorum. ne densiz sevdim sizi. neden siz beni hiç sevmediniz ki.
- beni sevmek senin ne haddine!
- ben de onu diyorum. ne densiz sevdim sizi. neden siz beni hiç sevmediniz ki.
20100611
ayrılük.
sevgili'm günlük; sen artık benim sevgilim değilsin. -hiçbirimiz bu cümleyi yazmadık asla. biz, günlük tutmayı bıraktığımızda, ona ayrıldığımızı bile söylemeyen çocuklardık çünkü. hemen bıkar, tak diye bırakırdık işte. atardık bir köşeye. onca sevgi'li günü bir çırpıda yok sayardık. ta ki yeniden ergenliğimiz tutana, annemiz bize kızana kadar.
- edebimizle ayrılmayı hiç bilmedik ki. yedi yaşımızdan beri.
- edebimizle ayrılmayı hiç bilmedik ki. yedi yaşımızdan beri.
20100609
içses.
unutmak istediğim hiçbir şeyi unutamıyorum. içses'imle inkâr ediyorum bir şeyleri. iki nokta koyuyorum. yanyana. ama birkaç saniye sonra, daha derinlerden gelen başka bir içses, bozuyor tüm ezberimi. iç'imden çık artık. ses'imi taklit etme. lütfen.
- sana 'karşı' hiçbir şey hissetmiyorum.. çünkü benim bütün hislerim senin 'yanında'.
- sana 'karşı' hiçbir şey hissetmiyorum.. çünkü benim bütün hislerim senin 'yanında'.
20100608
moonwalk.
küçükken 'anne bu merdiven yürümüyo ki, kayıyo. niye adı yürüyen merdiven?' demiştim. annem de 'moonwalk yapıyor çocuğum o' demişti. hayır! annem beni geçiştirmek istediğinden öyle dememişti lan. michael jackson'u çok seviyor sadece. o yüzden. yani ben öyle umuyorum.
- aslında uydurdum. böyle bir şey hiç olmadı. annem de jackson'u sevmez zaten. ama benim çocuğum bana sorsa, böyle derdim valla.
- aslında uydurdum. böyle bir şey hiç olmadı. annem de jackson'u sevmez zaten. ama benim çocuğum bana sorsa, böyle derdim valla.
20100606
birbaşına.
- sürekli yalnızlıktan dem vuruyorsunuz da o günden beri.
pardon ama han'fendi;
biraz da 'terk edilmişliğim'dir birbaşınalığınız.
pardon ama han'fendi;
biraz da 'terk edilmişliğim'dir birbaşınalığınız.
20100604
gölge.
zamandan bıktım. çok şeyi saklıyor çünkü koynuna. çok şey alıyor elimden. hep ertelememi istiyor bir şeyleri. her şeyin ilacı sanıyor kendini. ama ilacı nasıl kullanacağımı söylemiyor. tok karna mı mesela. aç mı. alkollüyken de kullanabilir miyim zamanı? bekle diyor sadece. ve iyi'leşeceğimin garantisini vermiyor.
- yıllardır aynı gölgede kiracı olmaktan bıktım. taşınmak istiyorum.
- yıllardır aynı gölgede kiracı olmaktan bıktım. taşınmak istiyorum.
20100530
gündem.
hayat ve popüler kültür ile ilgili anlayamadığım birçok şey var. mesela, bu eurovision'la ilgili. ben izlemiyorum da bu yarışmayı, söylenene göre her ülke komşusuna oy veriyormuş. o zaman her sene niye başkası birinci oluyo ki. komşusu mu değişiyo lan bu ülkelerin.
- çünkü çok düz mantık'ım. ve popüler kültürle sevişen bir popülerkültürkarşıtıyım.
- çünkü çok düz mantık'ım. ve popüler kültürle sevişen bir popülerkültürkarşıtıyım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)